Şu saniye itibariyle, ağzından çıkan en son kelime ne oldu acaba? Gülümseyerek mi söyledin, somurtarak mı ki? Kimbilir belki de hastasın sesin kısılmış ve kimse duymadı bile en son ağzından ne çıktığını. Ve evet -onca yaşanana ve onca zamana rağmen- ben şimdi, bunu merak ediyorum.
Rüyalar diyorum ah rüyalar! Siktiğimin bilinçaltı neyle besleniyorsa, nasıl da mutlu!, hayalden de öte, gerçekten de uzak birmilyon görüntünün etkisiyle uyanıyorum her gün, her gece, her saat! Hayatımdan siklerce kilometre uzaklıktaki huzur duygusu, sikeyim, rüyalarda peşimi bırakmıyor ki ben gerçekten, ben harbiden de bi mutsuz olayım.
Ulan senin beni sevmeyen yerlerini sikeyim! Senin bensiz aldığın her nefesi sikeyim ben! Senin o karşıma çıkan her erkekte -çiçekçi çocukta da, en iyi dostta da- seni aramama neden olan hayatımda bıraktığın etkiyi ve buna sebep olan kendi beyin hücrelerimin her birini ayrı ayrı sikeyim.
-Ben normalde küfür etmem. Bilirsin.
Beklemiyorum. Duruyorum.
Yalan. Ebesinin amı kadar yalan hem de!
İyiyim ben.
Hem neden “kötü” olacakmışım ki? Kötü olacak ne kaldı ki? Sana diyorum, kötü olacak ne vardı ki? Bitti zaten çoktan. Çok şey?, geçti üzerinden. Bilemediğim çok şey. Bilemediğin çok şey. Sildim çoktan tabii. Defterlerin arkasına bakıyorum, bastırarak yazdığın o yazıya. Yoksun. O verdiğin şey, kim bilir nerede. Uzatmak mı? Ne de anlamsız. Şu telefonun ışığı yanmadığı sürece, ona kaç para vermiş olmamın ne anlamı var ki? Boşver, zaten yanmayacaktı. Ki eğer yanarsa şayet, birileri bi’ şeyler soracaktı ya da aramak isteyecekti. Ne diyordum? Zaten sana göre, bazı şeyler çok fazla abartılıp yaşanıyordu, değil mi? Yere attığın o sandviç için bile Tanrı’dan özür dilemezdin. Sen böyleydin işte. Ben de böyleydim. Sen az ağlardın. Sen güçlüydün işte, umursamazdın. Babana kızardın, annenden nefret edebilirdin. Ben var ya, ben edemezdim. Ben sarılırdım belki, olmadı özür dilerdim, makas alırdım yanağından. Saçlarını öperdim. Sonra ben bazen uyuyamazdım hiç, bilirsin. Gözlerimi ovuştururdum bazen. Bir keresinde uyumak için dua etmiştim, yemin ederim hemen uyumuştum. Hiç unutmam. “Ee ama bi’ yerde yanlışlık var” diyorsun, biliyorum. Zaten farklı olduğumuz için seni seviyordum, aptal! Yine anlayamıyorsun. Kitap okusana. Gerçi sen ne anlarsın ki? Sen sıkılırsın. Sen birine aşık olamazsın. Sen bunalırsın. Sen sadece, “her şey için özür dilerim” dersin. Ki sen zaten artık telefonundaki o şarkıyı çalmaya başlattığında, aklına beni getirmiyorsun ki. Sen arabanın camına benim adımı yazmıyorsun ki! Sen artık beni sevmiyorsun ki. Ne yazık ki, sen sırf artık bazı şeyleri gerçekten bitirmiş görünmek için, -sevmiyormuş gibi yaparak- senden bahsetmemeye çalışmaktan ne anlarsın? Sen, bir insanın gerçekten artık sevilmediğini ve unutulduğunu hissettiğinde makarna yemekten zevk alamadığını hiç duymadın ki. Tuz işe yaramıyor, baksana hala anlamıyorsun.
(Kaynak: portakalyokusu)
“Ben gidiyorum.” der kadın, bin defa parçalanır yürek. Oysa ne müstesna bir ilişkidir o an ellerini tutup “Gitme.” diyebilmek. Diyemez insan, diyemezsin. O an “Gitme.” diyebilecek cesareti toplayabilen insan intihar edebilir. Öylesine cesur ve aptaldır.
(Kaynak: krizalit)